USTA ÖĞRETİCİLER: “EŞİT İŞE EŞİT HAK İSTİYORUZ”
Eğitimin yükünü taşıyorlar, güvencenin dışında bırakılıyorlar
Türkiye’nin dört bir yanında okullarda, Halk Eğitim Merkezlerinde, kurslarda ve atölyelerde görev yapan binlerce usta öğretici, yıllardır devam eden güvencesiz çalışma düzenine karşı sesini yükseltiyor.
Her gün sınıfa giren, kursiyer yetiştiren, meslek ve beceri kazandıran, üretime ve istihdama katkı sunan usta öğreticiler; güvenceli bir statü, özlük hakları, tam ve düzenli sosyal güvence, kota uygulamalarının kaldırılması ve SGK kayıtlarındaki meslek/işkolu sorunlarının giderilmesini talep ediyor.
Usta öğreticiler eğitim sisteminin geçici bir unsuru değil; hayat boyu öğrenmenin sahadaki en önemli emekçilerinden biridir.
Ancak verilen hizmetin sürekliliğine rağmen çalışma hayatındaki belirsizlik devam ediyor. Kurs açıldığında çalışan, kurs kapanınca geliri kesilen; resmî tatillerde, ara dönemlerde ve yaz aylarında ekonomik belirsizlik yaşayan usta öğreticiler, geleceklerini planlamakta güçlük çekiyor.
“Aynı sınıfta eğitim veriyoruz, neden aynı haklara sahip değiliz?”
Sorunun merkezinde çok temel bir adalet talebi bulunuyor:
Eşit işe eşit hak.
Usta öğreticiler her sabah öğrencilerinin ve kursiyerlerinin karşısına eğitimci sorumluluğuyla çıkarken, ay sonunda aynı sorumluluğun sosyal ve ekonomik karşılığını göremediklerini ifade ediyor.
Bir eğitim emekçisinin yalnızca derse girdiği saat üzerinden değerlendirilmesi; dersin hazırlığını, kursiyer takibini, eğitim materyallerini, atölye çalışmalarını ve yılların mesleki birikimini görmezden gelmek anlamına geliyor.
Dahası, kurslara getirilen kota ve sınırlamalar, yalnızca usta öğreticinin çalışma hakkını değil, vatandaşların eğitim ve meslek edinme imkânlarını da doğrudan etkiliyor.
Bir kursun açılmaması yalnızca bir usta öğreticinin işsiz kalması değildir.
O kursa katılacak vatandaşın öğrenme, üretme, meslek edinme ve sosyal hayata katılma imkânının da ortadan kalkmasıdır.
SGK ve işkolu sorunu artık çözüme kavuşturulmalı
Usta öğreticilerin bir başka önemli talebi ise fiilen yaptıkları işle SGK kayıtları, meslek kodları ve işkolu uygulamaları arasındaki sorunların giderilmesidir.
Sınıfta eğitim veren insanın çalışma hayatındaki karşılığı da yaptığı işe uygun olmalıdır.
Çalışanın yaptığı iş ile resmî kayıtlardaki statüsü arasında oluşan uyumsuzluk; sosyal güvenlikten sendikal örgütlenmeye kadar birçok alanda yeni mağduriyetlerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.
Bu nedenle usta öğreticiler artık geçici düzenlemeler değil, kalıcı ve bütüncül bir çözüm bekliyor.
Usta öğreticinin emeğini korumak, halk eğitimini korumaktır
Usta öğreticiler yalnızca ders anlatmıyor.
Bir kadına meslek kazandırıyor, bir gence yeni bir gelecek kapısı açıyor, unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarını yeni kuşaklara aktarıyor, vatandaşların dijital, mesleki, kültürel ve sanatsal beceriler edinmesine katkı sağlıyor.
Toplumun en geniş kesimlerine ulaşan hayat boyu öğrenme faaliyetlerinin arkasında büyük bir emek bulunuyor.
Bu nedenle usta öğreticinin emeğini değersizleştirmek, yalnızca bir çalışanın hakkını görmezden gelmek değildir; halk eğitimini, üretimi, mesleki gelişimi ve toplumsal kalkınmayı da zayıflatmaktır.
Bugün usta öğreticilerin talebi ayrıcalık değildir.
Emeklerinin karşılığını, sosyal güvenceyi ve çalışma barışını istiyorlar.
Talepleri açık ve nettir:
- Güvenceli ve hukuken açık bir statü
- Eşit işe eşit ücret ve eşit hak
- Eksiksiz ve düzenli sosyal güvence
- Kurs ve derslerde mağduriyet yaratan kota uygulamalarının kaldırılması
- SGK meslek kodu ve işkolu sorunlarının giderilmesi
- Çalışma sürekliliğinin sağlanması ve dönemsel işsizliğin azaltılması
- İzin, kıdem, emeklilik ve diğer temel özlük haklarının güvence altına alınması
- Liyakat ve objektif kriterlere dayalı görevlendirme sistemi
- Mobbing ve keyfî uygulamalara karşı etkin koruma
Usta öğreticiler yıllardır aynı şeyi söylüyor:
“Biz ayrıcalık istemiyoruz.
Yaptığımız işin karşılığını, emeğimizin güvencesini ve insan onuruna yakışır çalışma koşullarını istiyoruz.”
Bir ülkenin eğitimini ayakta tutan insanların geleceği belirsiz bırakılamaz.
Sınıfta öğretmen, atölyede usta, üretimde emekçi olan usta öğreticiler; çalışma hayatında da görünür olmak istiyor.
Artık mesele yalnızca usta öğreticilerin meselesi değildir.
Bu, emeğe verilen değerin ve eğitimde adaletin meselesidir.
USTA ÖĞRETİCİLERİN SESİ NET:
KOTA DEĞİL ÇALIŞMA HAKKI!
EKSİK SİGORTA DEĞİL TAM GÜVENCE!
BELİRSİZLİK DEĞİL STATÜ!
AYRICALIK DEĞİL ADALET!
EŞİT İŞE EŞİT HAK!
Bir yanıt yazın